BİNGÖL İLİ İLÇELERİ HAKINDA BİLGİLER

GERİ

BİNGÖL

Bingöl, dört tarafı dağlarla, akarsularla çevrili, güzelliği doğasında gizli Doğu Anadolu Bölgesi’nin 14 ilinden biridir. Elazığ, Erzurum, Muş, Diyarbakır ve Tunceli illerinin çevrelediği kavşak noktasında yer alan Bingöl, yol ağı bakımından önemli bir noktada bulunuyor.

Uluslararası karayolu üzerinde yer alan Bingöl’e, merkeze 20 kilometre uzaklıkta bulunan Genç İlçesi’nden trenle de ulaşım sağlanıyor. 2013 yılında ulaşıma açılan Bingöl Havalimanı’yla da ulaşım her alanda kolaylıkla sağlanıyor.

Doğa güzellikleriyle Doğu Anadolu Bölgesi’nin şirin bir ili olan Bingöl, eşsiz güzellikte doğuşuyla dünyayı aydınlatan Güneşin Doğuşu’nun net bir şekilde izlendiği Türkiye’deki tek, Dünya’daki ikinci yerdir.

Hiçbir yerde bulunmayan eşsiz güzellikteki Yüzen Adası, Türkiye’de görülmesi gereken ender yerlerden birisi olurken, Murat, Peri, Göynük sularıyla Fırat’ı besleyen önemli su kaynakları da Bingöl’ün doğasına güzellik katıyor.

Yazı, baharı, kışı ayrı bir güzellikte yaşayan Bingöl, doğa ve kış turizmi açısından da ziyaret edilmesi gereken bir il. Yolçatı Kayak Merkezi’ne ek olarak Haserek Dağları’nda yapılan yeni kayak merkezi, Bingöl’ü kış turizmi açısından cazip bir hale getiriyor.

Bahar aylarında çiçeklerin buram buram koktuğu yaylaları, dağları ve ovalarıyla eşsiz güzelliğe bürünen Bingöl, şelaleleriyle, mağaralarıyla, tarihi mekanlarıyla ziyaretçilerini bekliyor.

Bingöl’ün bilinen en eski ismi Cebel-cur dur. Cebel dağ, Curakan anlamındadır. Bu kelimenin zamanla Çabakçur şeklinde telaffuz edildiği ihtimali kuvvetlidir. Çabakçur akan temiz su anlamına gelir. Bingöl ismi, birçok efsaneye konu olmuştur. Evliya Çelebi’ye göre bu isim, Büyük İskender tarafından verilmiştir. Rivayete göre Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere baş vurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine Ab-ı Hayat (ölümsüz hayat) suyunu aramaya başlar. Uzun aramalardan sonra kaynağı kendisi olmasa da o sudan içip dayanılmaz ağrılardan kurtulur. Faydasını gördüğü bu suya “Makdis lisanı” üzerine cennet suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir. Doktorlarına, ‘sizlerin

çare bulmadığınız ağrılarıma Allah cennet ırmaklarından deva verdi. Burada benim adıma bir kale yapın ve adını Çabakçur koyun’ demiştir. Çeşitli kaynaklarda Bingöl’ün ismi, Mingöl olarak da karşımıza çıkar. Mingöl, göller bölgesi anlamındadır. Mingöl kelimesi de zamanla

halk tarafından Bingöl şeklinde telaffuz edilmiş bin tane göl anlamındadır. Bingöl’e, bağ bahçe anlamına gelen Çevlik de denmiştir. Bu ad günümüzde bölge halkı tarafından halen kullanılmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında Elazığ, 1929 senesinde

Muş’a bağlanan Bingöl, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla il haline getirildi. Bu kanunun Bingöl iline ait metni şöyledir: “Muş vilayetinin Çabakçur, Genç, Solhan, Bingöl kazaları ile Erzincan vilayetinin Kiğı kazasından teşekkül etmek ve merkezi Çabakçur kasabası olmak üzere Bingöl vilayeti kurulmuştur.” 1945 yılında il merkezi olan Çabakçur’un adı Bingöl olarak değiştirilmiştir.

ADAKLI İLÇESİ

Adaklı İlçesi’nde ilk insan topluluklarının yerleşim tarihleri bilinmemekle birlikte, tarihi eserlerin varlığı ve yapılan incelemeler, yerleşimin Kiğı İlçesiyle beraber başladığı kanaati uyandırmakta, bu da yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına uzanmaktadır.

İlçe 1839’da Kiğı İlçesiyle Erzurum’a bağlı bir köy iken 1926’da Erzincan’a, 1936 yılında da Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur.

1968 yılında Azakpert olan ismi Adaklı olarak değiştirilmiştir. 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı Yasayla ilçe statüsüne kavuşmuştur. 1988 yılı başında ilk Kaymakam ataması yapılarak, idari teşkilatlanması başlamıştır. Coğrafi yönden Doğu Anadolu bölgesi yukarı Fırat bölümünde Bingöl ilinin kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Rakımı 1500 m.dir Yüzölçümü 841 km²'dir. Bölgenin büyük bölümü meşe ormanlarıyla kaplı engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Adaklı ilçesi; Elazığ ili Karakoçan ilçesi Kiğı, Yedisu, Karlıova ve Bingöl merkez ilçe ile çevrilidir. İklimin kışın çok sert ve uzun sürmesi ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir.

GENÇ İLÇESİ

İlçenin eski adı Darahini olup, Ağaçlı Çeşme anlamına gelmektedir. Rivayetlere göre, ilçede bulunan çeşmeye Dara adındaki zamanın hükümdarının adı verilmiştir. Dara adı, çeşme anlamına gelen Hini kelimesiyle birleştirilerek Darahini adını almış ve günümüze kadar gelmiştir.

1473 yılında yapılan Otlukbeli savaşından sonra Osmanlı idaresine giren Genç ilçesi, komşu vilayet, sancak ve eyaletlere bağlı kalmıştır. 1881 yılında Bitlis vilayetine bağlanmış, 1924-1927 tarihleri arasında il merkezi olmuş, 1927-1936 tarihleri arasında Elazığ iline bağlı ilçe haline getirilmiş, 1936 yılında Bingöl il olunca Bingöl’e bağlanmıştır.

İlçe Murat Nehri vadisinde 1712 km²lik alan üzerinde kurulmuş olup kuzeyinde Bingöl merkez, doğusunda Solhan ilçesi, güneyinde Diyarbakır iline bağlı Kulp-Lice-Hani ilçeleri, batısında ise Elazığ iline bağlı Arıcak- Palu ilçeleriyle çevrelenmiştir. İlçenin toplam sınır uzunluğu 194 km, deniz seviyesinden yüksekliği ise 1125 m. dir.

Genç ilçesi dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, belli başlı dağlar doğuda Akçakara, batıda Akdağlar, güneyde ise Koz dağlarıdır. Bu dağların büyük bir kısmı ormanlarla kaplı olup, orman örtüsü bakımından Bingöl’ün en zengin ilçelerinden biridir.

KARLIOVA İLÇESİ

Karlıova ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü’nde, Bingöl ilinin kuzeydoğusunda, Bingöl ve Şeytan Dağları’nın arasındaki ovada kurulmuştur.

Güneyinde Şerafettin ve Karaboğa Dağları, kuzeyinde Erzurum-Çat, kuzeydoğusunda Erzurum-Tekman, güneyinde Bingöl-Solhan, güneydoğusunda Mus-Varto, batısında Bingöl-Kiğı ilçeleri ile güneybatısında Bingöl il merkezi ile çevrilmiştir.

Tarihte Hitit, Huri, Bizans, Selçuklu egemenliklerine geçen Karlıova İlçesi, 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Çaldiran Zaferi sonrasında Osmanlı topraklarına katılır. Cumhuriyet’ in ilanından sonra 1936 yılına kadar Muş iline bağlı Bingöl adini taşıyan Karlıova İlçesi, 1936’da il haline getirilen Bingöl’e bağlanmıştır. 1938’de yürürlüğe giren kanun ile ismi Karlıova olarak değiştirilmiştir.

Bingöl, Güneşin Doğuşunun dünyada en iyi izlendiği iki yerden biridir. Bu yerler, İsviçre’nin Alp Dağları ve Karlıova’nın Bingöl Dağları’dır.Karlıova İlçesi’nin 3250 metre yükseklikteki Bingöl Dağları’nın Kale Tepesi’nden “Güneşin Doğuşu”nu çıplak gözle seyretmek mümkündür. Her yıl 15 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilen güneşi doğuşunu izlemek için düzenlenen festivalde, her yıl binlerce kişi Bingöl Dağları’na akın eder. Önce bir alev topu gibi dağların arkasından yükselen güneş, renk cümbüşüne dönüşerek dünyayı aydınlatıyor.

KİĞI İLÇESİ

İlçenin adını Bizanslılar zamanında bölge komutanının Kiğan ismindeki kızından veya Kiğa ismindeki Komutandan aldığı söylenmektedir.

Kiğı’nın Türkçe Sözlükte anlamı yoktur ancak Kiğı’nın adı konusunda birçok rivayet vardır. Bunların gerçeğe yakın olanlarım şöyle sıralayabiliriz; Erzincan tarihinde Kiğı’nın “Dağlar Memleketi” anlamına geldiği ifade edilmektedir. Kiğı, Romalılar zamanında Roma hanedanı Kiga’nın oğlu Talon’un hâkimiyeti altında kalmıştır. Talon’un oturduğu bu kaleye Kiga ismini koyduğu, Kiga’nın Kiğı’ya dönüştüğü de rivayetler arasındadır.

1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran zaferi sırasında Osmanlı topraklarına katılmış, değerli hizmetlerinden dolayı Bıyıklı Mehmet Paşaya mükafat olarak verilmiştir. 1663 yılından itibaren Diyarbakır’a bağlı bir sancak iken 1926’da ilçe statüsünde Erzincan’a, Bingöl’ün il olmasıyla da 1936 da Bingöl’e bağlanmıştır.

İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı kalesi çok sağlam bir şekilde inşa edilmiş olup, etrafı sarf kayalıklarla kaplıdır. Kale içinde bina harabeleri mevcuttur. Erzincan tarihinde bu kalenin zamanında acemlerin hücumuna maruz kalındığı rivayet olunmaktadır. Kaleye giren İranlıların burada halka büyük işkence yaptıklarını, evleri yakıp yıktıkları ve erkeklerin çoğunu öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davranışlar gösterdiklerinden bahsedilmektedir. Burayı terk etmeye mecbur kalan ahalinin Kiğı’ya gelip Kaleli mahallesinde yerleştikleri ve mahallenin bu yüzden kaleli adını taşıdığı tarihi kaynaklardan anlaşılmıştır.

Kale içinde harabelerde zamanında yapılan kazılarda çeşitli ev ve süs eşyalarına tesadüf edildiği söylenmektedir. Kale’nin Peri Suyuna bakan yamaçları çok dik olduğundan bu yönden kaleye çıkmak güçtür. Kasabadan kaleye dar bir yol ile gidilmektedir. Kale etrafından düzlüklerde halen ziraat yapılmaktadır.

Acemlerden önce İslamlar devrinde Hazreti Ömerül-Faruk zamanında ehli İslam eline geçen Kiğı, İslamlardan önce Roma hâkimiyetinde bulunuyordu. Ebu Ubeyde’nin Başkumandanlığı zamanında Halit Bin Velid Kiğı Kalesini Roma Hanedanından Kiğa’nın oğlu Talon’dan teslim almıştır.

Kiğı Camii:

Kiğı Camii, kasabanın en eski eserlerindendir. Minaresinin üstünde, Arap harfleriyle yazılı bir yazıdan; bu eserin, Bayındırlı Pir Ali Bey Bin İbrahim Bey tarafından Hicri 700 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Aynı bir kayıtta ise, bilahare yıkılan minarenin, Hacı Hasan tarafından tamir ettirildi ve Pir Ali Beyoğlu Pilten Bey tarafından da caminin onarıldığı yazılmaktadır. Akkoyunlular devrine isabet eden bu tarihten de anlaşılacağı gibi Kiğı’nın bir Akkoyunlu şehri olduğu meydana çıkmaktadır.Camu tek minareli ve tek şerefelidir. Avlusunda Kiğı eşrafından Hacı Mehmet Efendi’nin (Zermek Şehzadelerinden) kabri bulunmaktadır.

Mürsel Paşa Abidesi:

Kiğı ilçesinin Çanakçı Köyü'nde bulunmaktadır. Birinci dünya harbinde Rus ordularının ricatı Kiğı ve dolaylarından başlamıştır  o civarda meydana gelen muhteşem çarpışmalar ve harp şehitlerimizin anısına dikilmiştir Çanakçı dolaylarında düşmanla kahramanca çarpışan Mehmetçiklerimiz, Burada büyük mücadeleler vermiş ve canları pahasına bu toprakları savunmuşlardır.

Selenk Köprüsü:

Selenk Köprüsü Peri suyu üzerinde, Kiğı ilçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde II. Abdulhamit Han zamanında yapılan köprü 4 metre genişliğinde ve 28 metre uzunluğundadır.

SOLHAN İLÇESİ

Birçok medeniyetin hüküm sürdüğü Solhan İlçesi, 1929 yılında nahiye olarak Muş iline bağlanmış, 1936 tarihinde de ilçe konumuna getirilerek Bingöl İli’ne bağlanmıştır.

Solhan, ilçenin 2 km batısında yer alan Mezgeft adı ile anılan yerde, “Beglon” adında bir beyin yönetiminde kaldığı için bu ismi almıştır. Zamanla bu sözcük halk dilinde değişime uğramış, Boglon olarak anılmaya başlanmış, 1932 yılında da Solhan adını almıştır.

Solhan zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Hititler, Huriler, Urartular devrinde çeşitli olaylara sahne olan Solhan zamanımıza kadar olan tarihini kısaca şöyle açıklayabiliriz. M.Ö 2000 yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu'ya yayılan tarihte Mitaniler olarak bilinen Huriler M.Ö 1360 ta Hitit'lerin Torosları aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına almasından dolayı Harput, Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini kaybettiler. M.Ö 1200 yıllarında Hitit devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis,Muş ve Bingöl'ü alıp Murat ırmağı vadisine ilerlediler. M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge M.Ö 612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine geçmiş. M.Ö 550 yılında Kurs Medleri yenerek Pers devletini kurması batıya akınlara başlamasıyla İskender imparatorluğu sınırları içerisinde kalan bölge İskenderin ölümünden sonra Selef Kurslerin eline geçmiştir. M.Ö 200-189 yıllarında yeniden canlanıp Adıyaman'ın güneybatısında Komojen krallığını kurdular. Doğuya doğru ilerleyerek Vana kadar uzanan bölgeyi ele geçirmişlerdir. 1071 tarihine kadar Roma hakimiyetinde kalan bölge Selçukluların egemenliğine geçmiş bir süre sonra Selçuklularda iktidar savaşı ve iç karışıklar başladıktan sonra Moğollar Anadolu'ya saldırdılar. 1245 Köse dağ savaşında Selçukluların yenilmesi bölgeyle birlikte tüm Anadolu,ya hakim oldular. Yeni beyliklerin ortaya çıktıklarını görüyoruz. Diyarbakır,ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum, Erzincan'da hakimiyet kurmuşlardır. 1473 yılında Otlukbeli savaşında Uzun Hasan'ın yenilmesi Solhan ilçemizin de içinde bulunduğu bölge Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede İran hakimiyeti görülse de Şah İsmail'in 1514 Çaldıran savaşında Osmanlılara yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu'da birlik tesisi görevini Vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdrisi Bitlisi'ne vermiştir. Vilayet nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında Erzurum eyaletine bağlandı. 1.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929 yılında nahiye olarak Muş iline 25 Aralık 1935 tarihinde 2555 sayılı kanunla il olan Bingöl'e, 4 Ocak 1936 tarihinde ilçe olarak Bingöl’e bağlanmıştır.

İstanbul İran transit yolu üzerinde Bingöl'e 60 km. uzaklıktadır. Doğusunda Muş, batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova ve Varto, güneyinde Diyarbakır ve Genç bulunmaktadır. İlçemiz Doğu Anadolu bölgesinin yüksek yaylaları üzerinde bulunmaktadır. Deniz seviyesindeki yükseklik 1395.metredir. Topraklarının % 93 'ünü engebeli alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu torosların devamı niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından geçmekte olup sarp bir görünüm arz eder. Dağların yüksekliği 2000 metreyi geçer. Murat ırmağı vadisi küçük düzlükler il ilçe merkezinin yerleştiği küçük ova dışında, hemen hemen her tarıma müsait arazi bulunmaktadır. İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsüyle kaplıdır. Bu engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en önemlileri Şerafettin dağlarıdır. İlçenin kuzeyini tamamı ile kaplayan Şerafettin dağlarının yüksek noktaları 2388.metre Esentepe ve 2675.metre yükseklikteki Şahin tepe oluşturur. Bu dağlar arasında geniş meralar yer almaktadır. Zengin bitki örtüsüyle kaplıdır. Önemli akarsuları Murat nehridir. Önemli yaylaları Şerafettin, kandil ve kabak yaylalarıdır. Düzlük alanı tarihi şeref meydanıdır. İlçe dışında Buğlan çayı, Baz deresi Masala deresi önemli akarsularıdır.

Yüzen Ada

Solhan İlçesi’ne bağlı Hanzarşah Köyü Aksakal Mezrası’nda bulunan Yüzen Adalar, karaya bağlantısı olmayan, su yüzeyinde serbest halde dolaşan adalardır. Tamamen doğal olan adanın Bingöl-Solhan karayoluna uzaklığı 4.5 kilometredir. Yol, adanın yanına kadar gittiğinden ulaşım tüm araçlarla kolaylıkla sağlanmaktadır. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalan doğa harikasını her yıl yüzlerce turist ziyaret ediyor.

YAYLADERE İLÇESİ

Eski adı Holhol olup 1959 yılında Yayladere ismini 1987 yılında ilçe statüsü almıştır. İlçenin kuruluşuna ait kesin bilgiler bulunmamasına rağmen yapılan Jeolojik kazılarda M.Ö.900 yıllarında Ermenistan Krallığı ve M.Ö.550 yılarında Persler ve İskender imparatorluğu M.Ö.75 yılarında Ermenistan Krallığı M.Ö.50 yıllarında ise Roma İmparatorluğu egemenliğine geçti. 1071 yılında Malazgirt savaşına kadar Bizans imparatorluğu hakimiyetinde kalmış 1080 ve 1001 yılarında Saltuklular'ın hüküm sürdüğü bölge 1473 yıllarına kadar Uzun Hasan'ın egemenliğinde kalmış Çaldıran Savaşı ile Yavuz Sultan Selim Han bölgeyi Osmanlı toprağına katmıştır.

1514 yılına kadar İran Safevi devletinin saldırılarına uğrayan bu bölge Çaldıran savaşından sora Yavuz Sultan Selim tarafından tamamen Osmanlı topraklarına katılır. İlçede bu İmparatorluklar kalıntı olarak bıraktıkları tek şey yüksek bir kayalığın kale olarak kullanılması ve kale üzerindeki yerleşik hayata dair izler görülmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Holhol Köyü olarak Sarıtosun bucağına bağlı bir köy olan Yayladere 1936 yılında bucak merkezinin Sarıtosun'dan Holhol'a olan eski adı 1959 yılında Yayladere olarak değiştirilmiştir. 04 Temmuz 1987 tarihinde 3392 sayılı yasasıyla Bingöl iline bağlı bir ilçe haline dönüşmüştür

Tunceli ile Bingöl il sınırlarının birleştiği yerde dağlar arasına kurulmuş bir ilçemizdir. İdari sınırlar olarak doğusunda Bingöl, Pülümür ilçesi, güneybatısı Tunceli ili Nazimiye ilçesi, güneyinde Elazığ ili Karakoçan ilçesi ile çevrili 400 km² alana sahiptir. Deniz seviyesinden 1610 m. yüksekliktedir. Kuzey batısında Tunceli ile birlikte 2800 m. yüksekliktedir. Selbüs ve Yavuz taş (TARU) Dağları bulunmaktadır. Tarıma elverişsiz toprağı ve düzlüğü az bulunan Bingöl ile Elazığ il sınırı oluşturup, üzerinde özlüce barajı yapılan peri suyu tek akarsuyudur. Bitki örtüsü olarak yer yer meşeden oluşan ormanlara sahip olup iklimi karasaldır. Kışları çok fazla yağışlı, soğuk, yazları serindir.

YEDİSU İLÇESİ

İlçe, 200 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. 1951 yılına kadar Çerme köyü olarak, 1951 yılından sonra Kiğı ilçesine bağlı Çerme Bucağı olarak idari taksimatta yerini aldığı görülmektedir. Yedisu (ÇERME) tarihi çok eskilere dayanır. Eski kayıtlarda (1839) Yedisu Çerme olarak geçmektedir. 1839 tarihinde kurulan Kiğı Kazasına bağlı 18 Köy ile Çerme Nahiyesi olarak kurulmuştur.  Yedisu (Kiğı İlçesi) 1839 tarihinden 1926 tarihine kadar Erzurum Vilayetine, 1926 yılında 877 sayılı Teşkilatı Mülkiye Kanunu ile Erzincan İli’ ne ve 1936 yılında 2885 Sayılı Kanunla kurulan Bingöl İli’ne bağlanmış ve Çerme Bucağı 22 köy olarak yeniden kurulmuştur. Yedisu ismini ise 1970 yılında YSE Müdürlüğünce Yedisu Merkezinde yaptırılan ve “7 musluk” ihtiva eden çeşmeden alarak bu tarihte isim değişikliği yapılmıştır. Yedisu; 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3644 Sayılı Kanunla Kiğı İlçesinden ayrılarak Bingöl İli’nin 7. İlçesi olmuştur.

Yedisu İlçe Merkezi Perisuyu Vadisi’nin en geniş yerinde kurulmuş olup, İlçeye bağlı köyler genellikle bu vadinin içinde yer almaktadır. Ortalama yüksekliği 1500 metredir. Yedisu Ovasındaki arazi verimli ve her çeşit tarıma elverişlidir. Toprağı kumlu ve suludur. Bilhassa bu bölgede fasulye, mısır, elma, armut, ceviz ve hububat bol miktarda yetiştirilebilmektedir. Yedisu bölgesinde bulunan Şeytan Dağlarında ve Peri Suyu Vadisinde yaşayan geyik ve yabani keçiler tabiatın buradaki ormanlık ve yaylalık bölümüne ayrı bir güzellik verir.

Kaynağını Erzurum İli’nden alan “Peri Suyu” Fırat’ın büyük kollarından biri olup, dağlar arasında doğudan batıya doğru baştanbaşa kat etmekte ve balıkçılığa müsaittir. Arazinin dağlık ve ormanlık olması dağ keçisi, ayı, tilki, tavşan,  kurt ve alabalık gibi av hayvanlarının çok fazla olması bölgeye caziplik kazandırmaktadır. Ayrıca İlçe Merkezi ve çevresi arıcılık yapmaya müsaittir.

Karagöl ve Bingöl dağlarındaki kaynaklardan çıkan sular Karlıova İlçesinin kuzeybatısında Elmalı Deresi ve Çermeden (Yedisu)-Kelhaş Deresi ile birleşerek Peri Suyunu meydana getirir. Peri Suyu buradan itibaren Güneydoğu yönünde akıp Kiğı İlçesi sınırları içinde Çorik Dağından Fas Deresini daha güneyden Çobi Suyu ve Kalman Deresini alarak Bingöl İli sınırlarından çıkar. Tunceli il sınırları içerisinde Munzur Suyu ile birleşen Peri Suyu Elazığ’ da yeşil dere civarında Fırat’ a karışır. Peri Suyunun Debisi K-100’ e göre 389 M3/Sn, K-500’ e göre 748,22 M3/sn dir.

 

 

 

 

SİTEMİZİ
 
T.C. Adalet Bakanlığı Test Adliyesi Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım:A.KELEŞ&Web Yayın:MURAT ELALDI